Ermeni dölü, Rum tohumu ve ötekiler...

...

Yazar ResmiKemal GÜLBAHÇE yazdı...
vetkemal@gmail.com

14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Dink davasında verdiği karar öyle görünüyor ki hiç kimseyi tatmin etmemiş.  Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç “vicdanlar tatmin olmamıştır” minvalinde açıklamalar yaptılar.  Hatta davada kararı veren yargıç bile çıkıp bu sonucun içine sinmediğini söyledi. Ne bu şimdi?  Güler misiniz ağlar mısınız?  Şimdi biz bu beyanatların samimiyetine inanalım mı yani? Herkes bu karardan bu kadar rahatsızdı da neden böyle bir sonuç çıktı ortaya? Neden örgüt işi olduğu çok açık olan böyle bir eylemde deliller yetersiz kaldı,  gizlendi, görmezden gelindi? Dink’i tehdit edenler, tehdit edilmesine sessiz kalanlar öldürüldüğü gün bu milliyetçi birkaç veledin işidir diyenler neredeler şimdi? Tehdit edildiği bilinen bir adamın sokak ortasında, işlek bir caddede hem de güpegündüz öldürülmesini önlemekten aciz bir devletin bürokrat takımının beş yıllık bir yargı süreci sonunda ortaya çıkan bu trajikomik karar hakkında söyledikleri lafların bir anlamı var mı? 

İşin aslı şu ki Hrant bazılarının hiç umurunda değildi. Bazıları içinse bambaşka anlamları vardı. Hrant araştırılmaya değmezdi çünkü Ermeniydi. Artan kamuoyu baskısı siyasetçileri bu “içli” beyanatları vermeye zorluyor olan sadece bu.

Muhakkak izleyenleriniz olmuştur. Aylar önce Başbakan NTV’de yayınlanmış bir programda kendisiyle ilgili yazılmış kitaplardan söz ederken "Ne Yahudiliğimiz kaldı ne Ermeniliğimiz ne de afedersin Rumluğumuz Kaldı." Gibi bir cümle sarfetmişti. Bu “afedersin Rumluğumuz” ifadesi mercek altına alınmaya değer. Çünkü bu kelimelerin altında kökleri derinlere inen psikolojik ve sosyolojik bir altyapı var.

 Biri size Ermeni dediğinde kendinizi en galiz küfürlerden birini yemiş gibi hissediyorsanız, Hrant Dink cinayetini yanlış bulmanıza rağmen “hepimiz Ermeniyiz hepimiz Hrantız” diye sokaklara dökülenlere içten içe kızıyorsanız bunun bir sebebi var. Sahi Ermeni, Rum ya da Yahudi kötüdür algısı bizim zihnimize nasıl yerleşti? Osmanlı döneminde yüzlerce yıl birlikte yaşadığımız, komşu olduğumuz, ahbap olduğumuz, sırdaş olduğumuz bu insanlara nasıl oldu da böylesine yabancılaşabildik? 6-7 Eylül olaylarında vahşi hayvanlar gibi saldırdığımız, evlerini dükkânlarını yağmaladığımız insanlar bu toprağın has çocukları değiller miydi? Onlar hepimizden çok daha fazla İstanbullu hepimizden çok daha fazla İzmirli değiller miydi? Mübadeleyle Yunanistan’a göçe zorlanmış Rumların İstanbul hasreti bir kara sevda gibidir. Vatan siyasi haritalarla, kırmızı sınır çizgileriyle belirlenemeyecek kadar kutsal bir yerdir. Bir insanın çocukluğu ve ilk gençlik çağı nerede geçtiyse o insan oralıdır. Hiçbir yer köklerimizin gömülü olduğu toprakların yerini tutamaz. 80 darbesinden sonra İsviçre’ye göçmüş, otuz yıl orada yaşamış Süryanilerin yıllar sonra yaşam koşulları çok daha zor olan Mardin’e dönmekteki ısrarlarını başka nasıl açıklayabiliriz?

Bu hastalıklı Ermeni algısı başbakanın zihninde de bu şekildedir sokaktaki adamda da. Canan Arıtman da cumhurbaşkanına "ermeni dölü" demişti mesela hatırlayın. Ermeni dölü ya da Rum tohumu çok ağır hakaretlerdir lugatımızda. İlk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen bir Ermeniydi. Sabiha Gökçen Dersim'i bombaladığında onunla gurur duyan Mustafa Kemal Sabiha'nın Ermeniliğini hiç gündeme getirmedi. Sabiha'nın Türk olması pilot olmasından daha önemliydi çünkü. Sabiha gösterilen hedefleri tam on ikiden vuran bir Türk kızı olmalıydı. Cumhuriyetimiz Türk kimliği, milliyetçilik ve ötekileştirme üzerine inşa edilmiştir. Türk olmayan hastadır, necistir. Bu faşist eğitim sisteminde yetişen herkes inceden ırkçı olmaya mahkumdur. İşte tam da bu yüzden bu zihniyet ikliminin hakim olduğu yerde Hrant’ların ensesine kurşun sıkmak önemsizdir. Orada mahkemeler söz konusu olan bir Ermeniyse adaleti arama konusunda çok iştahlı olmazlar. O kaldırımda yatan bir gazeteci, bir demokrat, bir sosyalist, bir aydın değildir, sadece Ermenidir. Ve bu çok da aranan bir özellik değildir bu diyarlarda. Bu ötekileştirici ve Türkleştirici eğitim sistemi hepimizin iliklerine işlemiştir. Öyle ki en demokratımız bile Gayrı müslimlere yönelik bu önyargılardan kendisini tamamen sıyıramaz.

Sözkonusu ötekileştirme iki kanaldan seyreder. Biri ırk üzerinden yapılanıdır ki en yaygını budur. Buna göre Türk olmayan anormaldir hastalıklıdır. Diğeri inanç eksenlidir. Buna göre ise sünni olmayan tuhaftır, ucubedir, ötekidir. "Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu alevi..." buradan gelir. "Alevisin ama çok iyisin" buradan gelir. "mumsöndü", "alevinin getirdiği yemek yenmez"ler falan hep bu koldan ilerler. Bu sebeple devlet eliyle yapılmış, devletçe meşruiyeti tanınmış bir cem evi yoktur. Aleviler de Ermeniler kadar olmasalar da üvey evlattırlar.

Çocukluğumun bir kısmı Kumkapı'da geçti. Orada Ermeni komşularımız vardı. Onların çocuklarıyla oynamak istemezdim çünkü Ermeniliğin bana da bulaşabileceğinden endişe ederdim. Oysa benim gibi salçalı ekmek yiyen bir çocuktu Hayrug ve çok da matrak bir veletti. Ama Ermenilik hastalıklı ve marazi bir hal olarak öğretilmişti bana. Hayrug iyi çocuktu aslında ama hep eksikti işte. Annem babam çok iyi insanlardı aslında ama Ermenilerden pek hazzetmiyorlardı. Allah'ın lanetlediği, doğuştan kötü, ne yapsan düzelmez bir kavimdi Ermeniler. Ben, Canan Arıtman ve Başbakan aynı toprakların çocuklarıyız. Dindar, laik ya da Kemalist olmamız fark etmiyor bir Ermeniyi bir Rumu doğuştan özürlü gibi algılamamızın nedeni ittihat ve terakki zihniyeti, onun uzantısı cumhuriyet rejiminin ırkçı söylemi ve bilinçaltımızdaki kalıntılarıdır.

Eklenme Tarihi
Tarih: 25.01.2012 10:30
Okunma Sayısı
Hit: 1282
Yapılan Yorum Sayısı
Yorum: 1
Siz de yorum ekleyebilirsiniz
Siz de yorum ekleyin

Ermeni dölü, Rum tohumu ve ötekiler

Ekleyen:Nigohos Beranian
Ip Adresi:68.99.182.121
Yorum Tarihi:30.04.2013 20:44
Yazilanlar soylendigi gibi bir irki yucelttip diyerini asagliyan bir toplumda yasamanin ne guclukler icindeki mucadelesidir. Sayin Gulbahcenin aciklamalarinda olan iyi niyet ve cocuklugunda olumsuz soylesilerden etkilendiklerindeki aciklamalari gayet anlasilir bir aciklama, nasil ki demiri sicakken ne sekilde olmasinin istegindeki dovuldugu gibi kendisi de bu olumsuzliktan payini almistir hayatinin en guzel hatiralarini yasiyacagi caginda. Fakat su anda Devletin neden gecmisindeki olumsuzluklarda vermis oldugu igrenc denebilecek onyargili dusunceler icin olumlu adimlar yaralara mehlem olacak bir adim atmamasi da bir o kadar sasirtici oldugudur. Yasadigimiz bu cagda yanlislar hala kendi haline birakilmissa toplum olarak insanlikta yerimizin nerede olunmasi beklenmektedir? Arzu edilen, Televizyonlarda bu gibi yanlislarin basinda cok sinirli olarak gordugumuz yapilan tenkidlere sahip cikarak halkimizin her bir bireyinin huzur icinde yasamasini saglamasiiyla memleketin birlik ve guvenligini saglamasidir. Devletin yukarda belirtilen yapici elestirileriyle sorumlulugunu ustlenmesi, Turkiyede yasiyan her vatandasin T.C devletinden dogal olarak beklentileri icinde haklari ve adalet anlayisindaki taleplerinden bir baskasi da deyildir. Saygilarimla.

Logo
Bu sitede yer alan tüm materyaller www.yerelgaste.com' a aittir.Herhangi bir şekilde bu sitedeki bilgilerin kopyalanması,çalınması ,yayımlanması halinde www.yerelgaste.com yasal işlem başlatma hakkını gizli tutar.
Copyright 2011 - Yerel GASTE